VANLI mı, MUŞLU mu, BİTLİSLİ mi? Nasıl anlarız??
1914 Osmanlı?nın sıkıntılı günleri. Özellikle Doğu Anadolu?da huzur yok. Türklerle bir arada yaşayan etnik gruplar, kendilerini Türkler aleyhine kışkırtmak isteyen yabancı devletlerin zaman zaman dümen suyuna giriyor ve sözde bağımsız bir devlet kurma hayali ile yer yer çatışmalar çıkarıyorlar.

Cengiz Alper
Bizim Eller
1914 Osmanlı?nın sıkıntılı günleri. Özellikle Doğu Anadolu?da huzur yok. Türklerle bir arada yaşayan etnik gruplar, kendilerini Türkler aleyhine kışkırtmak isteyen yabancı devletlerin zaman zaman dümen suyuna giriyor ve sözde bağımsız bir devlet kurma hayali ile yer yer çatışmalar çıkarıyorlar.

Osmanlı imparatorluğu zayıflamış, küçülme dönemine girmiş. Bir zamanlar Topkapı Sarayı?na gelip sultanlarımızla görüşebilmek için kuyruğa giren Avrupa ülkeleri, hepsi birer düşman olmuşlar. Sözüm ona, güç birliği yapmışlar Anadolu?yu parçalayıp kendi aralarında paylaşacaklar?

Doğu sınırlarımıza komşu Rusya da rahat durmuyor. O da, Akdeniz?e ulaşabilmek için öteden beri göz diktiği doğu illerimize sulanıyor, çeşitli fesatlar üreterek bu bölgedeki halkımızı kışkırtmaya çalışıyor. Amacı, bu bölgedeki azınlıkları ve etnik grupları Osmanlı aleyhine ayaklandırıp, ülkede kargaşa çıkartarak hükümeti biraz daha zayıf duruma düşürmek?Daha sonra da gelip işgal etmek.

Van??ın Erciş ilçesinde doğmuş, büyümüş ve araştırmaya, öğrenmeye meraklı biri olarak gerek okuduklarımdan gerekse kendilerini dinlediğim bir çok yaşlı kişiden; aklımda kalan o kadar çok şey var ki, bunları zamanı ve yeri geldikçe okuyucularımla paylaşıyorum.

Öğrendiklerime göre 1914 ve 1915 yıllarında Ermeniler, Ruslar?ın teşvik ve yardımlarıyla ayaklanıp, kendilerinden olmayanları bölgeyi terk etmeye zorlamışlar. Bölgeyi terk etmek istemeyenleri de türlü işkencelerle öldürmüşlerdir.

Birinci Dünya Savaşı dönemi. Osmanlı da savaş halinde, doğuya yardım edecek gücü yok. Doğudaki Müslüman halk (Türkler) da, Ermenilerin zulmünden kurtulmak için ya göç etmek zorunda kalıyor ya da çatışmaya girip öldürülüyor.

Önce göç başlıyor?

İşte, anlatacağım öykü o dönemlerin öyküsü. Başta Van ve ilçeleri olmak üzere Bitlis, Muş, Erzurum ve diğer komşu iller tüm ilçe, kasaba ve köyleri ile göç etmeye karar veriyorlar. Bu göç, bizlere yıllar sonra ?seferberlik? olarak anlatılacak ve tarihe Ermeniler?in zulmü olarak geçecektir.

Yaşlı bir zat ölmeden önce anılarını bana anlatırken, nasıl göç ettiklerini, kadın-erkek, çoluk-çocuk Erciş?ten Bitlis?e yürüyerek nasıl vardıklarını, bugün otobüsle bir buçuk saat süren yolu,  bir haftada ancak tamamlayabildiklerini ve yollarda ne acılarla karşılaştıklarını uzun, uzun dile getirmişti.

Göç halindeki kafileler, yiyecek, içecek ve ilaç yokluğundan  yol boyu hem zayiat veriyor hem de geçtikleri il ve ilçelerden kendilerine katılan gruplarla yollarına devam ediyorlardı. Kimi açlıktan kimi hastalıktan kimi artık, yola devam edecek dermanı kalmadığından yollarda ölüyor ve belki de yıkanmadan, kefensiz toprağa veriliyorlardı.

Günler, haftalar hatta aylar süren yolculuklar sonunda insanlarımız bir yerlere ulaşıyor, huzur, emniyet ve yiyecek bulabildikleri kentlerde  hemen konaklıyor oraya yerleşmeye karar veriyorlardı.

Ruslar?ın işgali ve Ermeniler?in doğudaki özellikle Van yöresindeki hakimiyeti 2 yıl 10 ay 12 gün sürüyor.

Rusya?daki 1917 devrimi ve Alman ordularının Rusya?ya doğudan saldırıya geçmesi Ruslar?ı zor durumda bırakıyor. Ruslar, Van ve çevresinden geri çekiliyorlar..

Ruslar çekilince Ermeniler güçsüz kalıyor. Bu kez, her şey tersine işlemeye başlıyor. Ermeniler?in ulaşamadığı dağ köylerindeki Kürtler ve kendilerine sığınan Türk kardeşleri, kendi aralarında küçük silahlı gruplar oluşturarak (Milis), diğer çevre il ve ilçelerden de gelen benzer gruplarla da iş birliği yapıp Ermeniler?i etkisiz hale getiriyorlar.

Türk ve Kürt gruplar, Ermeniler?e onların yaptıklarının aynısını yapıyorlar. ?Ya terk edeceksin ya da öldüreceğiz??

Böylece ölen yurttaşlarının ve yakınlarının hem intikamını almış oluyor hem de asırlar boyu dostça, kardeşçe bir arada yaşadıkları, kız alıp-verdikleri güzelim yılların anlam ve önemini unutan, nankörlük ve ihanet içinde olan Ermeniler?i bölgeden kovuyorlar.

O tarihten sonra uzak illere göç etmiş yöre halkının bir bölümünün geri döndüğünü bir kısmının da dönemeyip oralarda yerleşip kaldıklarını öğreniyoruz.

Doğulu muhacirler

Doğudan göç edenlerin bir kısmı Urfa?ya, Kayseri?ye ve Konya?ya yerleşmişlerdi. Konya yöresine yerleşenlerden ve birkaç yıl sonra Erciş?e dönen büyüklerimizden biri bana çeşitli anılarını anlatırken  Van, Muş ve Bitlis?lilerin Konya?da ?muhacirler? olarak adlandırıldığını ve bunların biri birlerinden nasıl ayırt edildiğini de yine Konyalıların kendi gözlemlerinden ve konuşmalarından şöyle nakletmişti : Konya?ya diğer illerden gelen bir yabancı, doğulu bu muhacirleri görüp tanımak istediğinde Konyalılar ona, muhacirleri şöyle tarif ederlermiş:

? Bak hemşehrim, gidersin bir kahveye, kim ki, bir sandalyede oturmuş, bir ayağını da diğer bir sandalyeye koymuş, dirseğinin altına da başka bir sandalye almış, elinde çay bardağı, kırtlama usulü içiyor işte o Van?lıdır?

Çıkarsın caddeye, bakarsın bir adam caddeyi turalıyor, bıyıkları uzun ve burmalı, başında kasket, elinde kırbaç, ayağında da körüklü çizme? O da, Muş?ludur.

Baktın ki, bir adam da ortalıkta koşup duruyor. Bir elinde çuval veya sandık. İndirip, kaldırıyor, bir şeyler alıp-satıyor. Pire gibi? Bilki, o da Bitlis?lidir?

Vanlı, Muşlu ve Bitlisli tüm hemşehrilerime buradan sevgilerle? 

Bu Sayfayı Paylaşın



Bu Yazı 394  Defa Okundu.




Cengiz Alper  - Diğer Yazıları

Van Rehberi - Firmaları