Hayata Son Bakış...

Yarınlarını hayallere teslim etmiş belirsizliği soluklanıyordu zamanın yelkovanında.

Hiddetliydi kızdı mı kimseyi tanımazdı. Hastaneye ilk girişimde karşılaştım kızgın bakışları ve bağrışmalarıyla. Bana baktığında gülümsedi, adeta sinirleri boşalmış karşısındakine bir gülümseyişi yeterliydi…


Serkan FEYAT
Editör

Bedeninden büyük olan kalbi yorulmuştu artık taşıyamıyordu kalbi yorgun bedenini. Belki’de bundandı etrafına anlık kızmaları. Şaban amca pusulasını şaşırmış duyguların sahibi. Karanlığın perdesi düşmüştü aydınlık gözlerine ve artık yorgun kalbini çalıştırmaya yetmiyordu hiçbir cihaz Şaban amca gidiyor hemşirelerin alıştığı, Şaban amca kalbine yeniliyordu. Aslında Şaban amca hastane personellerinden biri halindeydi zamanın çoğunu burada geçiriyordu çünkü. Hastaneyi saran uğultu gökyüzünde itler gibi ulayan bulutların sesi. Şaban amcanın sesi kulaklarımda taptaze duruyor Yoğun Bakım Hemşiresine seslendi “ anam bacım men öliyem gızım “ oysa hiç bir zaman istememişti karamsarlığın rolünü oynamayı, çünkü böyle yazmamıştı hayatın senaryosunu. Şaban amca belirsizliğe ve hiçlik duygularına giden bu uzun yola sanırım gereğinden çok daha erken çıkıyor...

Aynı Yoğun Bakım Ünitesinde kalıyorduk, sandalyemde oturuyordum ara sıra koridorda sıkılmamak adına değişiklilik adına turluyordum. Bir an da bir ses bir bağırtı koptu koridorda yorgun düşen bedenimi kaldırmaya çaba sarf ederken bir hışım ve hızla odaya giren Ebru Hemşire aldığı gibi Kalp cihazını Şaban Amca’nın bulunduğu noktaya doğru hızla ilerlerken diğer bir yandan Gülsün Hemşire diğer bir taraftan Doktor Serkan bey aynı noktaya doğru hızla koşuşturuyorlardı gözlerindeki buğultuyu görebiliyordum. Evet, tahmin ettim o giden cihaz, bu kadar koşuşturma sadece ve sadece uzun senelerden bu yana buralara iyi olmak için gelen Şaban Amca içindi. Koridordaki bekleyiş devam etmekte, Ailesi diğer hasta yakınları kimi sessiz kimi dualarla…

Şimdi ellerim koltuk altlarımda düşünüyorum ilk önce varlığında hep yokluğunu hissettiğim babam geliyor aklıma, bana neden oğlum demediğini, ismim varken neden ''lan'' diye çağrıldığını sorgulama isteğim. Sonrasında çocukluğuma uzanan geçmişimi düşünüp ayak bastığım yerlerde babamın hiç ayak izinin olmadığını fark ettim. Ameliyat olacak annem geldi aklıma onu düşünüyorum ne kadar çileli bir hayat yaşamış garip annem iç geçirip kızılması gerekenlere isyan edesim geldi ona yaptıkları için. Hastanede çığlıklar yükseliyor Şaban amca artık yok ellerine dokunduğumda buz gibiydi. Yakın akrabaları rüzgârın önünde savrulan kuru yapraklar gibi dağılırken dört bir yana, hemşireler çaresizlikten kahrolmuş isyan ediyordu Şaban amcanın gidişine. Şaban amca hayatın tüm sınavlarını geçmişti adeta her bir nasihati halen kulağımda çınlıyor. Fakat yine başarısızlığı yaşamıştı o, bir insan ölüme giderken bile nasıl gülümseye bilir ki, Şaban amca gülümsüyordu ruhu bedeninde ayrılırken bile. Erek dağı geride kalan çığlıklara aldırmıyordu. Yüzümü bıçak gibi kesen ayaz gece, hastane koridorunda attığım anlamsız voltalara durduğum bu zamanda aklıma düşen soruya, cevabını dağlardan beklemiştim; bu soruya gebe koca bir gece geçirdim... Servis personellerinden Abidin tarafından açıldı ve hasta yakınlarına “ yaşantımız boyunca hem sevmediğimiz ve de hiçbir zaman eksik olmayacak kelimeler çıkıverdi Abidin personelin dudakların arasında “ başınız sağ olsun “ ve olan oldu bitti artık her şey sanki onlar için, yapılan ağıtlar içime işliyordu ve daha sonra Şaban Amcanın odasından çıkan Doktor Serkan Bey’in hüzüntüsü Gülsün ve Ebru Hemşirelerin gözyaşları beni daha da çok etkiledi. İşte hastane Doktorunun ve Hemşirelerinin hastalarına olan bağımlılıkları ve ilgisi o kocaman koridorda gözler önündeydi. ( way baboo bizi bırakıp nerelere gittin biz sensiz ne yaparıızz nerelere gideriiizz hay loo ) yapılan ağıtlarla yaşlı gözlerle sedye ile kaldığı servisten ve bir daha da iyi olmak için gelmemek üzere veda etti ve de gitti. Hayat buraya kadardı Şaban Amca için. Acaba yüreğimizdeki bir eksikliğimi tamamlamaya çalışıyorduk. Acaba büyük kentlerde yaşam mücadelesi telaşında iken eksiklerimizden büyüklerimize olan Saygı Sevgi’den dolayı mı? Kim bilir yaşanılan acılar yüreğimizde her zaman saklı kaldı dile getiremedik, kağıda dökemedik, utandık başımızı eğdik, sevdik ezildik. Evet, sanırım bu koca Şehir bu koca Kent benliğimizi alıp götürüyor çok uzak diyarlara, sanırım belirli zaman aşımlarından sonra tokatlar yüzümüze çarpmış oluyor, ama artık zaman çok geç çünkü ulaşılmasızlığa doğru yelkenler açıldı. Kaptanın rotası belli değiştirmek için sadece imkânsız olan Zamanı geri sarması bu da artık çok geç. Ruhun Şad Mekânın Cennet olsun. Şaban amca zamansız gitti belki’de yaşamayı hiç bu kadar istememişti iyileşmenin umuduyla sarılmıştı hayata bir daha düşünce hayalden ibaret, ancak doktorlar biliyordu kalsa da aynıydı. Yıllar ondan hep almış, vermemişti kalbinden aldıklarını, hayat içinde yer aramıştı, bulamayınca çaresiz göç etti Şaban amca... Artık Futbol Topun Sahipsiz Şaban Amca…

Teşekkür;

Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi Tıp Fakültesi C Blok, Kardiyoloji Ana Bilim Dalı Başkanı başta olmak üzere Sayın, Doç. Dr. Mustafa Tuncer Sayın, Doktor Aytaç Akyol bey'e Sayın, Doktor Nesim Aladağ bey'e Sayın, Doktor Mahmut Özdemir bey’e Sayın, Doktor Mehmet Yaman bey’e Sayın, Doktor Serkan bey’e Sayın, Ebru Hanım Hemşire’ye Sayın, Gülsün Hanım Hemşire’ye Sayın, Dilek Hanım Hemşire’ye Sayın, Yasemin Hanım Hemşire’ye Servis Sekreteri Sayın, Ferdi bey’e servis personellerinden Abidin bey’e ve isimleri hafızamda olmayan bütün çalışanlara yaptıkları kutsal görevlerinden dolayı ve hastalara gösterdikleri yakın ilgi alakadan ötürü kendilerine ve özellikle Annem adına sonsuz teşekkürlerimi bir borç bilir saygılarımı sunarım.

 

İletişim İçin;

serkanfeyat//vanim.net'ten veya serkanfeyat//gmail.com'dan ulaşabilirsiniz. ( // yerine @ koyarak ) e-mail yolu ile iletişime geçebilirsiniz.


Bu Sayfayı Paylaşın



Bu Yazı 449  Defa Okundu.




Serkan FEYAT  - Diğer Yazıları

Van Rehberi - Firmaları